Yazmasam olmazdı.

09/05/2009

Yılın en anlamlı ilanları

sansuresansur.orgYouTube erişime engellendiği gün, çok kişisel bir biçimde şah damarıma dokunulduğu gün oldu. Kimseye haksızlık etmeyen, Atatürk hakkında kötü söz söylemeyen, herkesin dinine imanına saygılı davranan bir vatandaş olmama rağmen “yönetim”, Yunanistan’da bir zavallı, Atatürk hakkında zavallı bir video yayınladığı için gelip bana, Gülüş Türkmen’e, bizzat ceza vermişti!

“Bundan sonra sen de falanca şarkının konser kayıtlarını seyretmeyiver, filanca ülkenin kültürünü merak etmeyiver, tsunami nasıl olurmuş görmeyiver, Amerika’yı ayağa kaldıran o şov programında neler olmuş, falanca bilim adamı geleceğin ekonomisi ile ilgili neler anlatmış, bilmeyiver. Kaçırdığın TV programını kaçırmış oluver, biraz geri kalıver, Türkiye’ye getirilemeyen müzik albümlerini, müzisyenleri tanımayıver, ruhunu bunlarla beslemeyiver…”

Sansüre Sansür”, Türkiye’nin son yıllarda tanık olduğu başarısız yönetim uygulamalarından biri olan sansürleme işlemi hakkında bilgilendirmek, vatandaşları haklarını aramaya çağırmak için kurulmuş bir oluşum. Havada kalan pek çok girişimin tersine ses getirmeyi başarmış, kapanan sitelerin -bir süreliğine de olsa- tekrar açılmasına sebep olan eylemler yapıyormuş. Varlığından, bir arkadaşımın e-mail’i üzerine haberdar oldum.

Sansüre Sansür’ün tanıtım afişlerine bakarken uzun zamandır görmediğim kadar etkili ve eğlenceli fikirler gördüm. Belçika’nın en önemli reklâm okullarından birinden sanat yönetmeni olarak mezun olmuş, reklamcılık yapmadan daha sanatsal işlere kaymış bir “yetkili” olarak ben de kendi blogumdan (tabii sansürlenmezse!) “yılın tanıtım afişlerini” açıklamak istiyorum. Eğer reklamcılık yapıyor olsaydım ve yukarıda gördüğünüz afişleri üretseydim, kendimle çok ama çok gurur duyardım. Reklam dünyasına giremememin iki sebebi vardı: Kurtlar sofrasında barınamayacak kadar hırssız olmam, ve “müşteriyi” şaklabanlıkla değil, akıllı esprilerle ele geçirmek istemem. Oysa Türkiye’de pek o yönde bir gidişat yoktu, gözyaşı döktürmek ve karikatürize karakterler üretmek revaçtaydı, ben de bunu sevmedim.

“Sansüre Sansür” kampanyalarındaki bu anonsları kimin hazırladığını ne yazık ki öğrenemedim, ama zekâsını böylesine anlamlı bir iş için kullanan o fikir bulucularını tüm kalbimle kutlarım.

————————————————————–

Gülüş Türkmen’in bağımsız yazılarını sürdürebilmesi için bloguna destek vermek ister misiniz? Buraya tıklayarak Paypal’dan yazara dilediğiniz miktarda bağış yapabilirsiniz. (Paypal, internetteki en güvenilir ödeme sistemidir.)

06/03/2009

Soyu tükenen bir tür: Aklı başında internet kullanıcıları!


Şanssız kuşağımın en büyük şanslarından biri, şüphesiz İnternet’le tanışmak oldu.

1997’de Belçika’da, deneyimsiz ellerimle bu muhteşem bilgi havuzunu ilk kez kurcalamaya başladım. O yıllarda her dakikası para ettiği için hattayken boş vakit harcamamaya çalışıyorduk (bu yüzden internet henüz çöplüğe dönmemişti!)

 

Derken Amerika’da yaşayan arkadaşım Yonca uğradı yanıma. Oturdu bilgisayarın başına, tıkır tıkır bir şeyler yapıyor. Bir de baktım ki ne göreyim: Pencere üstüne pencere açmış, biri yüklenirken ötekine geçiyor, yetmemiş, bir mesajlaşma programı yüklemiş arkadaşlarına cevap yetiştiriyor. Elleri bir saniye olsun durmuyor, beyin deseniz beşe bölünmüş, beş ayrı işi bir arada götürüyor.

 

O gün ilk kez görüp şaşkınlıkla izlediğim bu çalışma biçimi, bugün biz internet kullanıcılarının otomatik davranış şekli haline geldi. Bir tek konuya odaklanabilmek, artık sadece hayal. Tabii tek bir konuya odaklanabilmeyi özlüyorsanız.

 

Ama ister özleyin ister özlemeyin, bilmeniz gereken bir gerçek var: Teknoloji bize muazzam bir hız kazandırırken, eskiden olsa hiç başımıza gelmeyecek olan çok ama çok ciddi düşünsel handikapları da beraberinde getiriyor.

 

Bu hafta Newsweek dergisi, konuyu Blackberry isimli cep bilgisayarları üzerinden işlemiş. Makale, kullanıcıları tarafından hastalık derecesinde bağımlık yarattığı söylenen Blackberry’nin, sürekli dikkat bölünmesine sebep olduğu için kronik konsantrasyon güçlüğü yarattığını anlatıyor. Bu sorunun daha ileri safhalarında karar verme yetisi ve uzun dönem hafıza zarar görüyormuş. Bilmem bu sizi ürkütebiliyor mu?

 

Benim için bu veriler, gün boyu bilgisayarla çalışan herkes için geçerli.

 

Ortalama bir Türk internet kullanıcısı olmamama rağmen (oyun sitelerinde vakit geçirmiyorum, chat yapmıyorum, astroloji, magazin ve karışık haber sitelerine girmiyorum… çoğu vatandaşın böyle yaptığını düşünmüyorsanız beni düzeltin!) konsantrasyon güçlüğü çektiğimi düşünüyorum. Çünkü sürekli e-mail’lerimi kontrol etmek zorunda hissediyorum. E-mail’lere cevap yazmak, gönderilen beş “geyik”ten en az birine göz atmak (okumamak ayıp olmuyor mu?), boynumun borcu. Sadece bu bile konsantrasyonumu dağıtmaya yeter. Birileri cevap bekliyor, bir telefon numarası istenmiş, numara defterden bulunacak, defter nerede, vs vs…

Ben bu kadarcık bölünmeye böyle tepki veriyorsam, mesajlaşma programları kullananlar, e-mail’i gelince “ding” sesi duyanlar, ne yapsınlar?

 

Öte yandan, dikkatin sürekli bölünmesinden herkes benim kadar rahatsız mı emin değilim.

Zira bazı insanlar sürekli mesajlaşınca kendini bir CEO kadar önemli hissediyormuş…

 

Sonraki Sayfa »

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.