Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in “cezalandırılamama” hali tüylerimi diken diken etmeye devam ediyor. Ama bir sübyancının yönetime yaslanarak korunması, bana yabancı değil…
1995 Haziranında iki Belçikalı küçük kız, Julie ve Melissa, esrarengiz bir biçimde kayboldular. Onları, Sabine ve Laetitia vakası izledi. Çocukların resimleri aylarca otobüslerde, gazetelerde yayınlandı, ancak gören, bilen çıkmadı.
15 ağustos 1996 günü Sabine ve Laetitia , sübyancı ve katil olduğu anlaşılan Marc Dutroux’nun kilerinde kilitli bulundular. İki gün sonra daha acı bir haber geldi: Julie ve Melisa’nın cansız bedenleri, bahçede gömülüydü.
Araştırmalar başladı: Kim, neden, ne zaman… ve nasıl. Nasıl küçücük bir ülkede onca insan bu kızları hiç göremedi, bulamadı. Sebebin, ülkede işlevini göremez hale gelmiş adalet sistemi ve polisler arasındaki rekabet olduğu ortaya çıkınca kıyamet koptu. Araştırmalar ilerledikçe, yönetimin Belçika ve İtalyan mafyaları ile ilişkileri bulunduğu, içlerinde pedofil gruplar olduğu söylentileri de ortaya atıldı. İşte tam o günlerde nasıl olduysa, gündem değişmeye başladı.
Bütün bu hikâyede size tanıdık gelen pek çok nokta var, değil mi?
Dünyanın her yerinde, kalkınmış-kalkınmamış her ülkede insan, yine insan…
17 ağustos 1996 günü Belçika halkı, ellerinde beyaz balonlarla sokağa döküldü. Bağırmadan, ortalığı birbirine katmadan, sadece sessizce yürüdüler. 300.000 kişiydiler.
Belçika daha önce böyle kalabalık bir manifestasyon görmemişti. İnsanlar, çocuklarının güvenliği ve gerçeklerin ortaya çıkması için hükümete barışçı ama ürkütücü bir baskı yapıyordu.
Bu baskı, siyasi sınıflarda değişiklik ve reform kararları alınmasına neden oldu. Alınmış olan kararların bugün gerçekten işe yarayıp yaramadığından emin olmasalar bile, en azından önemli bir kıpırdanma yaşandı ve bir takım değişikliklere gidildi.
Marc Dutroux ile ilgili bir macera daha var: Bir gün polisin elinden kurtulmayı başarıp kaçan sapık, ormana girerken tanınıp ele verildi.
Firar etmenin cezası neydi? Halk, bir yaşına daha girdi: Belçika yasalarında, firarın tekdiri hak eden bir davranış olduğuna dair bir madde bulunmuyordu. Buna karşın, Dutroux polis memurunu tehdit ettiği için “ömür boyu hapis” cezasına beş yıllık bir ceza daha eklendi.
Belçika gibi Avrupa’nın kalbinde bulunan, NATO, AB gibi örgütlere ev sahipliği yapan zengin, kalkınmış bu ülkenin seçkin çevrelerinde sübyancılık, çocuk pazarlaması gibi işler çevrildiğini öğrenmek sadece Belçikalıları değil, yakın ülkelerin vatandaşlarını da derinden sarstı.
O yıllarda Hollanda’da çocukların koruma altında bulunma yaşının 12’ye indirilişi; Almanya’da cinsel suç işleyip özgürlüğü iade edilen, adaletin resmen yardımcı olduğu vakalar ağır biçimde eleştirildi.
Medyanın, bu konularda hükümetten açık bilgi isteyen kişi ve kurumlara “marjinal” muamelesi yapması, göze batan bir başka durum oldu.
Bu yazıyla ilgilendiyseniz aşağıdakini de okuyabilirsiniz:
“Bu yönetim altında yaşayan herkese peygamber sabrı ve bebek bakımı bilgisi diliyorum!”
Kaynaklar: Wikipedia, Neue Einheit.
————————————————————–
Gülüş Türkmen’in bağımsız yazılarını sürdürebilmesi için bloguna destek vermek ister misiniz? Buraya tıklayarak Paypal’dan yazara dilediğiniz miktarda bağış yapabilirsiniz. (Paypal, internetteki en güvenilir ödeme sistemidir.)
