Yazmasam olmazdı.

30/12/2009

Bir yeni yıl dileği

Filed under: EleştiriYorum,Günlük Yaşam — gulusturkmen @ 17:25
Tags: , , , , ,

Yılbaşı arifesi. Araba kullanıyorum. Radyoda “God Rest Ye Merry Gentleman” çalıyor. Çok güzel, polifonik vokalli bir yorum. Arka koltukta oturan oğluma “bak”, diyorum “bir Noel şarkısı!”. Bilmem bu yorum ona çok mu karmaşık geliyor. Derken “Santa Claus Is Comin’ to Town” başlıyor, sonra “Silent Night”…
Garipsiyorum birden: Bizim hiç yeni yıl şarkımız yok mu?

Şarkılara keyifle eşlik ediyorum öte yandan. Nasıl oluyor da bu Noel aryalarının hepsini ezbere biliyorum ben?
İçim burkuluyor bu sefer.

Bir şeyleri sorgulamadığım çocukluk ve gençlik zamanlarımı özlüyorum. Bundan sadece on yıl önce nasıl da keyifle dinlerdim her şarkıyı! Tıpkı keyifle bir Starbucks’ta kahve içtiğim, iç rahatlığıyla bir A.V.M.’de gezindiğim, eğlenerek bir Oscar töreni seyrettiğim gibi…
Oysa şimdi bunlar bana ne kadar dayatma, ne kadar içi boş, ne kadar acı geliyor!

İçerlemişim bir kere dünyanın düzenine. Görmüşüm ülkemizin satılışını, ikiyüzlü yöneticileri, ve beyinlerimizi bulandıran sahtekar sözde-düşünürleri. Anlamışım bu şarkıların dilime hangi yollarla dolandırıldığını. Hep bir art niyet bulur olmuşum, sanatta bile!

Aslında ben, bize içerliyorum. Ters yönden gelen sürücüden ziyade, ona yol verene içerliyorum. Maaş vermeyen pişkin patrondan çok, ona rest çekmek yerine iş arkadaşlarına sataşana içerliyorum. Ve Noel şarkılarına değil, onları anlamayan o DJ’ye, Noel ile yılbaşı gününü şuursuzca karıştırıp, anlamlarını bilmeden bana gelişigüzel sunan o yayımcıya içerliyorum…

Ölmeden önce daha bilinçli, daha iyi bir yeni nesil görür müyüm acaba?
Yeni yılda, hayatımın geri kalanı için bir dileğim var: Ya bundan sonra tam cahil olayım, ya da bütün bu anlamsızlıkları olgunlukla karşılayacak, kendi kendimi yemeyecek beyne sahip olayım.

Mutlu yıllar!

29/03/2009

Kültür Şokum (X): Yardım Alafranga (Kaç Para?)

yardim1

Yurtdışında yaşamış çoğu vatandaş bilir, o yüzden anlatmakta acele etmedim. Ama bu sabah bir arkadaşımdan aldığım bir mail üzerine kolları sıvadım.

 

Arkadaşım Gülgün, ABD’ye taşınalı henüz bir yıl olmadı. Kendisini şaşırtan olayları düzenli olarak mail’liyor, karşılıklı yorumlar yapıyoruz. 2-3 gün önce üst komşusu kapısını çalmış. Arabasının bagajındaki televizyonu taşımak için yardım edip edemeyeceklerini sormuş. Tabii kocası da en doğal şekliyle çıkmış gitmiş yardıma. Bir süre sonra şaşkın şaşkın eve dönmüş: “Kadın bana para vermeye kalktı”!

 

1998 yılıydı, oturduğum apartmana girerken bastonuyla zar zor ayakta duran bir üst kat komşum beni durdurdu: “Çok rahatsızım matmazel, eczaneye gitmem çok zor oluyor, rica etsem benim için şu ilacı…” “Lafı mı olur madam, tabii ki!” diyip, elinden parayı kaptım gittim eczaneye. Zaman kaybediyor olmama dair en ufak bir duygu taşımamam şöyle dursun, işe yaramanın küçük mutluluğunu yaşıyordum içten içe. Kadıncağız ise kapının önünde, ayakta beklemiş beni. Ben ona ilacı uzatırken, o da bana bir şey uzattı: Beni beklerken hazır etmiş olduğu 50 Belçika frangı.

 

50 frank nedir biliyor musunuz? O, parasını kuruşuna kadar sayan, bir kuruş eksik verecek olsanız hizmet vermeyi reddeden Belçikalılar için 50 frank nedir… İlacın kendisi 35 frank iken, bana vermek istediği 50 frank nedir…

 

Bunun üstüne, parayı almadığım için “ama olur mu hiç?” diye titreyerek israr eden sesi, UFO görmüş gibi büyüttüğü gözleri, olan bitene bir türlü inanamamayışı, arkamdan bakakalışı…

 

Bu yaşlı kadının bana vermek istediği paranın miktarı, para vermek isteyişinden daha çok düşündürmüştü beni. Demek ki “küçüğünü sevmek ve büyüğünü saymak”, biz Türklere erkenden öğretilip içselleştirilen bir olguyken, başka ülkelerin insanlarına yabancı gelebilen bir kural. Demek ki burada yaptığım işin bedeli buydu. Yaşlı kadına eczaneden falanca ilacı al, ilaç parasının iki katını kap! Çünkü bu ülkede yardımlaşmak yok. Çünkü medeni ülkelerde her şey para karşılığında yapılır… Yere düştüğün zaman seni kaldırana borçlanırsın… Bu yüzdendir ki yere düşeni kaldırmayabiliyorlar zaten!

Sonraki Sayfa »

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.