Yazmasam olmazdı.

20/10/2009

Ricky bir şey söylemek istiyor

Filed under: EleştiriYorum,Günlük Yaşam — gulusturkmen @ 07:57
Tags: , , , , , , ,

ricky04gfFolk şarkıcısı Ani Di Franco, aşk acısını anlattığı bir parçasında şöyle söyler: “Birden radyodaki bütün pop şarkıları bana hitap eder oldu”… Vizyona girmekte olan “Ricky”, yeni anne-babalar ve diğer çocuk meraklıları üzerinde bu şarkılara benzer bir etki yaratacak.

Rose Tremain’in “Moth” (Kelebek) isimli hikayesinden esinlenen film, masalsı (ortalama izleyiciye göre sıkıcı) ve dolaylı bir üslupla ebeveynlerin, çocuklarının bağımsızlığını kabullenmekten korkmalarını konu almış. Filmi seyretmeyi düşünüyorsanız yazının devamını okumayın, sürpriz olsun!

François Ozon yönetimindeki Fransız-İtalyan filmi, sıradan iki vatandaşın ilişkisinden doğan bir bebeğin sırtında zamanla gelişen bir çift kanatın hikâyesi. Benim hoşuma giden, yönetmenin gerçek dışılığı gerçek gibi anlatmak için yaptığı numaraların çok başarılı olması.
Mesela sekiz yaşında bir kız çocuk sahibi olan kadının yaşadığı ilişki sırasında kızını ihmal etmesi, izleyiciyi sinirlendiriyor. Ama gerçek hayatta pek çok ebeveynin düştüğü bu hata, filmin çocuksu temasını kırmayı başarıyor. Bebeğin sırtında çıkan kanatların, melek kanadına değil tavuk kanadına benzemesi gibi!

Oğlunun sırtında kızarıklıklar gördüğünde ağlamaklı olup babayı, bebeği dövmekle suçlayan annenin, yeni uzuvları doktora göstermeme kararı almasından “bebek için motosiklet kaskı” aramasına dek yaptığı pek çok hareket, ortalama her annenin yapacağı şeyler olduğundan filmden kopmak mümkün olmuyor. Uçarken çocuğu kontrol etmek için elinde tuttuğu ipi yanlışlıkla bıraktığında bile, kendini işin büyüsüne kaptırmış gökyüzünde süzülen oğlunu seyreden bu anneye “aptal kadın” demekte zorlanıyorsunuz!

Katie (anne) rolündeki Alexandra Lamy ve küçük kızını oynayan Mélusine Mayance’ın performansları övgüye değer. İkisinin de ifadelerindeki doğallık seyirciyi şaşırtıyor.

Boş vakit geçirmek için seyrettiğim bu film sayesinde Rose Tremain’in anlatım üslubunu keşfetmiş oldum. Çocuksuz anneler ve annesiz çocuklar üzerinde epey kafa yorduğu söylenen bu hikâye yazarını daha yakından tanımaya çalışacağım.

04/09/2009

Aşkın yaşına ve başına dair

Filed under: Günlük Yaşam — gulusturkmen @ 16:43
Tags: ,

Last_Chance_HarveyBaşıma bir şey mi düştü, hamilelikten mi bilmiyorum, buyurun size gayet samimi bir aşk yazısı!

Bir gün bir sohbet sırasında ağzımdan bir laf çıktı: “Aşk için çok yaşlıyım”.
Şaşırmıştı beni dinleyen; “Sen kendini kaç yaşında zannediyorsun?” diye sordu.
Ne demişler? “İçinde olduğun yaş değil, içinde hissettiğin yaş”…
Hakikaten, ne demek istemiştim? Âşık olmak için yaşlı mıyım? Aşk yaşamayı istemiyor muyum? Bu arada, evli bir kadının bu konuyu açması dahi ayıp mı? O halde soruyu şöyle sorayım mı: 35 yaşında olduğum için kocama dahi âşık olmam mümkün değil mi?

İki gün önce eşimle Joel Hopkins’in son filmini seyrettik, “Aşka Son Şans” (Last Chance Harvey). Dustin Hoffman ve Emma Thompson heyecan ve enerjisi düşüşte olan, orta yaşı geçmiş bir çifti canlandırıyorlar. Pek şirin bir şekilde Hoffman’ın Thompson’la ilişki kurma biçimi de, eşimin benimle samimileşmek için yaptıklarına benziyor: Her gittiği yere takip ediyor kadını.
Filmin sonuna doğru Hoffman’ın, Thompson’ı ilişkiye ikna etme sahnelerinden birinde Thompson, “İstemiyorum çünkü bu gerçek hayat değil” gibi bir şey söylüyor. Gerçek hayat olmadığını düşündüğü şey, tabii ki aşkın o insanı aptallaştıran, aklını bir kenara itip libidosunu tavana fırlatan, fark ettirmeden çılgınca yoran, sarhoş eden ve zamanla yıpratan hali. O hale, “OHAL”e girmek istemediğini söylüyor karakter.

Bütün büyüsüyle, insana yapabileceği en çılgın şeyleri yaptırmasıyla, ona hayatının en unutulmaz anlarını yaşatmasıyla çok kuvvetli bir uyuşturucu gibi, aşk.
“Uyuşturucu istemiyorum” demek, kendisine akılsızca kararlar aldırabilecek bir durumu reddetmek, uyuşturucu henüz az verilmişken onu eliyle itmek çok da abes değil belki.

Aşkla başlayıp sevgiye dönüşmüş bir ilişki, bana en paha biçilmez ilişki gibi geliyor. Aşk halini sürekli olarak aramaksa gerçek (günlük) hayatı fazlasıyla zorlayacak, ilişkiyi çıkmaza sürükleyecek bir “OHAL”.

Yürümeyen ilişkilerde sorun bazen çiftlerden birinin “OHAL”de kalmak istemesinden kaynaklanıyor. Bu tutumu çoğunlukla fazla dizi seyretmiş veya beyaz atlı prensin mit olduğunu anlamak istemeyen kadınlar sergiliyormuş…

İnsan bazen çok da elinde olmadan başlangıç hanesine dönebiliyorsa da, dönmeyi istemek için olsa olsa geldiği noktadan memnun olmaması gerekir, diye düşünüyorum.

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.