Ben ki derdime devayı tıptan başka yerde aramadım; ben ki çalışkan bir öğrenci gibi doktorlar bana ne derse hep yaptım; ben ki şu İBS illetinden kurtulmak için spordan meditasyona, endoskopiden kolonoskopiye, Paxera’dan Prozac’a bir kobay gibi her yolu deneyip her işkenceyi çektim… Kurtuluşumu Ayaş’ta buldum.
Anlatacağım, bir çeşit mucize iyileşme hikayesi. Günlerdir bloguma yazı yazmamı, haftalardır düzgün şarkı söylememi, aylardır rahat nefes almamı ve ağız tadıyla bir tabak yemek yememi engelleyen, canımı sıkan, hayatımı karartan bir problemim vardı. Sözde küçük, pratikte büyük bir problem: Midemden çıkmak istemeyen bir gaz kütlesi.
Geçtiğimiz yılın mart ayında ilk kez bir gastroenteroloğa göründüm. “İBS” tanısı koydu. Açılımı, “irritabl bağırsak sendromu” ya da bir arkadaşımın daha güzel ifadesiyle “alıngan bağırsak sendromu”. Başka isimleri de var, “spastik kolon” gibi. İnsan fazla stresli bir dönem geçirince bağırsakları hassaslaşabiliyor, fazla çalışarak kimi zaman ishale, kimi zaman kabıza sebep olup, bol da gaz üretmeye başlıyormuş. İşin kötüsü, tıp dünyası daha bu hastalıkla nasıl mücadele edeceğini bilmiyormuş. Daha da kötüsü, bu illet bir kere bir insanı buldu mu, hayat boyu ara sıra uğruyormuş. Panik atak gibi.
Önerilenler? Yediklerime dikkat etmek, ilaçlar almak, stresten uzak durmak ve düzenli spor yapmak.
Dokuz ay boyunca bunların hepsini itinayla yaptım. Yediklerime dikkat etmek deseniz, diyetetisyene gittim. İlaç deseniz, eczanenin spazm çözücüler rafını ben boşalttım. Stresten kaçmak deseniz, trafikten uzak, kavgasız gürültüsüz, rutin bir hayat yaşadım ve ruhumu rahatlattığımdan emin olmak için yoga yaptım. Düzenli spor deseniz, mahallemin tüm sokaklarında koştum, dans kurslarına yazıldım. Ama sürekli şişen bedenim, zamanla aktivitelerimin hepsini engelledi. Yürümek ve hatta oturmak dahil!
Bir tutam gaz bir insanı ne hallere sokabiliyormuş, ben gördüm. Kalbim sıkıştı, yüzüm buruştu, az yedim çok şiştim, hatta son raddesinde yediklerimi çıkarır oldum.
Danıştığım dördüncü gastroenterolog –ki şehrin en iyisinin kendisi olduğu söylendi-, bana bir de radyoskopi uyguladıktan (ve yine İBS’den başka hiçbir bulguya ulaşamadıktan) sonra beni bir psikiyatra gönderdi. Doktorlara dokuz ayda ne kazandırmış olabileceğimi hayal gücünüze bırakıyorum…
Psikiyatra problemim anlatıldı, yetmedi, çocukluğum anlatıldı, yetmedi ergenliğim, derken evliliğim ve son yıllarım. Kırılgan karakterimin portresi çıkarıldıktan sonra “anksiyete bozukluğu” tanısı kondu ve hemen Prozac tedavisine başlandı.
O güne kadar hala sinirlerini sağlam tutmuş olan ben, Prozac alacağımı öğrendikten sonra kafama huniyi taktım: Anlaşıldı, ben “sıyırmıştım”, farkında değildim. Eşim dostum, bana destek olmak için “Aaa ben de kullandım, çok normal, çünkü çok zor bir dünyada yaşıyoruz” diyorlardı. Ben, derinlerde bir yerde, hala çözümün bu olmadığını düşünüyor, ama bir yandan da Prozac’ı kullanıyor ve beni iyileştirmesi için –alışkın olmadığım halde- dua ediyordum.
Bir sabah kayınvalidem aradı. Televizyonda görmüş, Ayaş’ın şifalı suyu bağırsak sorunlarına da çözümmüş. Kaybedecek bir şeyim yok ya, yeni yılın ilk günü kocamı ve çocuğumu da alıp Ayaş’a gittim. Çok özensiz bir yerdi. Havuzdan kaplıcaya geçerken yürüdüğüm koridorda üşüyordum, yemekhanede de. Aşçı, bir elinde sigara yemek servisi yapıyordu. Odalardan bazıları soğuktu, rica edip oda değiştirdik. Ama ılık havuz, sıcak kaplıca, tenha hamam derken eğlendik. Ve o kükürtlü, tuzlu, kokulu sıcak şifalı sudan içtim. Öyle çok da değil, taş çatlasa dört-beş bardak.
Döndüğümüzün ertesi sabahı, dümdüz bir karınla uyandım! O da ne? Hiç hıçkırmıyorum, geğirmiyorum. Dışarıdan bile duyulan gurultulardan tık yok. Tanrım, sükûneti nasıl özlemişim!
Bir gün. İki gün. Üç gün. Derken dayanamadım, gastroenteroloğa gittim, “lütfen bir bakar mısınız, bağırsaklarımdaki o hareketler ne durumda” dedim. Baktı, hareket göremedi. Hikayemi anlattım. Şaşırdı. “Hastalarıma söyleyeyim de bari oraya gitsinler” dedi. Şehrin en iyi doktoru… “Komisyon isterim!” dedim. “Olmaz” dedi…
Doktor onayıyla antidepresanları bırakıyorum. Spazm çözücüleri ve reflü ilaçlarını da! Ey İBS’liler, iyisi mi siz bir Ayaş’a gidin. Ayaş olmazsa da, “şifalı su” bulunan başka bir yere. Umarım mucize sizin için de gerçekleşir.
Ayaş İçmece ve Kaplıcaları
————————————————————–
Gülüş Türkmen’in bağımsız yazılarını sürdürebilmesi için bloguna destek vermek ister misiniz? Buraya tıklayarak Paypal’dan yazara dilediğiniz miktarda bağış yapabilirsiniz. (Paypal, internetteki en güvenilir ödeme sistemidir.)

çok geçmiş olsun… garip zamanlar geçirmişsin.
Yorum tarafından db — 03/02/2009 @ 13:43
Gerçekten şifa olmuş!
Yorum tarafından Gülgün — 03/02/2009 @ 13:43
Mucize hala devam ediyor mu? Bu kabusu ancak yaşayan bilir!
Yorum tarafından Nur — 17/02/2009 @ 23:24
İnanır mısınız, evet! Benim dokuz aylık doktorlarda sürünmemin sonu oldu. Umarım sizin için de olur! Denemekle hiçbir şey kaybetmezsiniz ama! Sadece sabah aç karnına iki-üç bardak su…
Yorum tarafından gulusturkmen — 17/02/2009 @ 23:38
cok gecmis olsun. cekmeyen bilemez emin olun. maille bana ulasabilirseniz konuyla ilgili, cok sevinirim.
Yorum tarafından Anonim — 20/06/2009 @ 10:02
geçmiş olsun çektiklerini çok iyi anlıyorum bende 4 aydır çekiyorum. Gitmediğim doktor kalmadı hatta dün gittiğim doktor sadece kilon var dedi, ama ben 9 aylık hamile bayanlar gibi geziyorum. bu hafta sonu deneyeceğim inşallah işe yarar.
Yorum tarafından cengiz — 17/02/2010 @ 11:51
Merhabalar,
2008 Ekim ayından beri,bağırsak faaliyetlerim yüzünden hayatımın en zor zamanlarını geçiriyorum.Ankara’da yaşayan,derslere devam zorunluluğu olan bir öğrenciyim.İbs yüzünden,asosyal,içine kapanmış,mutsuz bir insan haline geldim.Çalışkan bir öğrenciyken,yaşadığım kramplar,gaz sancıları,ishal nöbetleri yüzünden derslerin çoğuna giremedim ve sınavlara gireli on dakika bile olmamışken sınıfı terkettiğim çok oldu.Hocalar,arkadaşlar herkes beni eleştirip durdu.İbs nedir ki,sindirim sistemi düzensizliği sorunu nasıl bu kadar şeye sebep olabilir gibi bir sürü şey söylediler acımasızca,beni septomlarımı azaltmamakla suçladılar.Ne annem babam,ne en yakın arkadaşlarım kimse beni anlayamadı. İbs’nin hayatıma neden olduğu büyük faturayı ödemekteyim şu anda.Sizin yaptığınız gibi aynı şekilde yaşadım durdum o günden beri.Gittiğim doktorların hiç biri bana yardımcı olmadı,yardım etmek istemedi.Kimisi spasmomen,debridat önerdi düzenli olarak,çoğu yeşil reçeteli bir ilaç olan libraxı önerdi.Kobay gibi denemediğim ilaç,antidepresan,yapmadığım şey kalmadı.Düzenli olarak,az da olsa faydasını gördüğüm tek şey spor.Güç bela derslere giriyorum,hayatta kalma mücadelesi veriyorum.Yolculuk yapmayı seven biriyken,her türlü ulaşım araçlarından korkar duruma geldim.En son sinemaya en zaman gittim hatırlamıyorum bile.Bu illet yakamı maalesef bırakmıyor.
Size sormak istediğim aynı dertten muzdarip biri olarak,şu an nasılsınız?Bu yazıyı yazdığınızdan beri oldukça zaman geçmiş,ibs’yi yendinizmi?Lütfen yardımcı olun.Sizden haber bekliyorum.Saygılarımla
Yorum tarafından Nevin — 12/05/2010 @ 00:56
Sevgili Nevin,
Şu an halen iyiyim! İBS problemi geri gelmedi. Ayaş benim için kurtuluşun ta kendisi oldu, lütfen sen de dene çünkü kaybedeceğin hiçbir şey yok (59TL gecesi!). O sudan abartılı bir şekilde içmene de gerek yok, sabah aç karnına 2-3 bardak iç yeter. Ayrıca başarabiliyorsan gelip-gidip içmende sakınca yok. Havuza gir, şifalı suya gir, eğlenmene bak.
Psikoterapist bana “strestendir” derken bunu suçlayıcı bir tavırla söylememişti. Bu da beni rahatlattı aslında, çünkü unutma ki stres hayatın bir parçası, onu sen üretmiyorsun, o zaten “var”. Dolayısıyla seni öyle ya da böyle etkilemesi normal, bir de “neden ben kendime böyle yapıyorum” diye kafana takma. Okul dönemi, sınav dönemi zaten stres seviyesi dünya çapında ünlü bir dönem! Sen vücudunun nelere iyi tepki verdiğini araştırmakla yükümlü ol. Umarım Ayaş seni de kurtarır! Sen de bana haber ver! Sevgiler.
Yorum tarafından gulusturkmen — 12/05/2010 @ 07:24
Bu kadar çabuk bir şekilde mesajıma cevap verdiğiniz için minnettar olduğumu belirtmek istedim.Bunu ancak yaşayan bilir.
Halen iyi olduğunuzu belirtmişsiniz.Ne kadar güzel!Mucize gerçekleştiğinden beri gıdalarla aranız nasıl?Mesela kahve falan içebiliyormusunuz?Yoksa sırf belirli şeyleri içeren bir tür perhiz yapmaya devam mı ediyormusunuz?Maalesef kahve,çikolata tarzı şeyleri asla tüketemiyorum.
Bu gittiğiniz yer http://www.ayasicmeceleri.com/ sitesindeki tesis mi acaba?
Bu bağırsak kaosundan umarım bir an önce kurtulurum çünkü şu İbs denen şey önümdeki en büyük engel.
Sonsuz teşekkürler
Yorum tarafından Nevin — 12/05/2010 @ 19:46
Evet Nevin, oraya gittim. Pek kahve sevmem ama Starbucks içiyorum, ayrıca çikolatasız tek bir günüm geçmez, geçemez.
Yorum tarafından gulusturkmen — 12/05/2010 @ 20:15
bendede ibs var 6 aydır sürünüyorum ne yaptıysam gecmedi
kramplardan ölüyorum.tavsiye edermisiniz.ne yapacagımı sasırdım.cevabınızı bekliyorum.bir an önce yazarsanız sevinirim
psikolojim bozulmak üzere allah kimseye bu derdi vermesin ölldürmüyor ama güldürmüyorda ne yapacagımı sasırdım.bi an önce yorumlarınızı bekliyorum .simdiden tesekkürler
Yorum tarafından merva kaplan — 19/05/2010 @ 22:53
Sevgili Merva, önerdiğim için bu yazıyı yazdım zaten! Doktor değilim tabii ama kaybedecek hiçbir şey yok.
Yorum tarafından gulusturkmen — 20/05/2010 @ 09:03
Merhaba,
Finallerim öncesi sizinle mesajlaştıktan sonra sonunda kendimde o gücü bulup,tek başıma geçen Cumartesi sabahı Ayaş’a gitmeye karar verdim.
İtiraf etmek gerekirse Ayaş oldukça tuhaf bir yer.Ortamdan hoşlandığımı söyleyemem.
Sizin ki gibi bir deneyim bekliyordum ama maalesef mucize hemen olmadı.Aslında sizin Ayaş’ta kaç gün kaldığınızı merak ediyorum.Ben iki gece konakladım ve maalesef iki gece konaklamanın tam bir faydasını görmüş değilim.Suyun tadı maalesef pek hoş değildi.İlk gün içmekte inanılmaz zorlandım.Ertesi gün biraz daha içtim ve bağırsaklarım tamamen boşalıncaya kadar içmeye devam ettim.O gece huzurlu bir geceydi.Ertesi sabah gitmeden önce yine içtim.Bu sefer suyun tadı o kadar garip gelmemeye başladı.Kokusu ve tadı rahatsız etmedi.Sanırım eski hayatıma dönüp,beni bekleyen finallerim olduğu ve sağlıklı bir performans göstermem gerektiğinden bir anda 20 bardak içtim.Her neyse o gün eve giderken oldukça rahat bir yolculuk geçirdim ilk defa.Ne gaz var,ne de bir karın ağrısı.Tık yok.İki yıldır bununla savaşıyorum ve ilk defa karnım düz,bağırsaklarım sakindi.İlk defa o gün gözlerimin gerçekten parıldadığını ve pozitif enerji içinde yüzdüğümü hissettim.
Fakat sınav stresinden midir nedir iki gün sonra yine gaz,kramplar,şişkinlik başladı.Bugün iki tane final sınavım vardı ve ikinci final sınavında, herhangi bir kaza yaşamamak için sınav kağıdını kontrol etmeden verip,sınıftan koşarcasına çıkıp dışarı attım kendimi.Bunları yazarken ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.
Tek başıma bu şekilde bunun altından kalkamıyorum ve Ayaş’a haftaya yaz tatilim başlamadan önce tekrardan gitmeyi düşünüyorum.Bir hafta konaklamayı düşünüyorum.Benim gibi aynı dertten muzdarip bayan birileri varsa aslında birlikte gitmeyi çok isterim.Hem moral açısından hem de eşlik etme açısından.
İbs bana çok şey öğretti.Sabretmek,beklemek nedir onun sayesinde öğrendim.Eskiden kafama takılan her şey,bu mucizeden sonra o kadar önemsiz,o kadar değersiz hale gelecek ki…Tek istediğim ertesi sabah uyandığımda artık o şeyin beni terk ettiğini anlamak,hissetmek!
Yorum tarafından Nevin — 20/05/2010 @ 12:57
Sevgili Nevin,
Öncelikle geçmiş olsun! Olan biteni bana yazma nezaketini gösterdiğin için de ayrıca teşekkürler. Böylece hepimiz öğreniyoruz…
Olumlu bir gelişme olduğuna göre, bu (çok) iyiye işaret! Sınav dönemi hayatın en stresli dönemlerinden biri olduğuna göre, gaz sorununun geri gelmesi seni çok da fazla şaşırtmamalı belki. Eğer Ayaş’a geri dönmeyi düşünüyorsan belki sınav sonrasında, rahatlama aşamasında gitmeyi denemelisin. O zaman kaç gün kaldığının pek önemi de olmaz bence. Ben tek bir gece kalmıştım (yazımda belirtmiştim sanırım). Açıkçası ben ufukta kurtuluş görüyorum, sonuçta sen kendin “ilk defa tık yok” diye yazmışsın.
Yorum tarafından gulusturkmen — 20/05/2010 @ 13:19
Merhabalar, ben de uzun suredir ibs hastasiyim. Ayasa gidecek arkadaslar sonuclari bizimle paylasmaya devam etsin lutfen. Birde Nevin arkadasim anlattigin seyler bana cok tanidik geldi:) ben de senin ki gibi bir ogrencilik donemi gecirdim ,cok sukur okul bitti ama:) mail atarsan birkac tavsiyem olabilir.
Gecmis olsun herkese , basarilar
Yorum tarafından mehmet — 20/05/2010 @ 16:45
Asıl ben teşekkür ederim…
Böyle bir yazı yazıp,aynı sorunu yaşayan bizlere umut verdiğiniz için.
Ayaş’tayken sizin en fazla 5 bardak içip,bir gecede böyle bir iyileşme yaşamanız hakkaten bir mucize!En az 15 bardak su içilmesi gerektiği söylenip duruyordu her yerde.
Yakın bir tarihte,tek başıma öyle ya da böyle bir şekilde oraya gidip o sudan içmek gerek.
Çok hoş bir yer değil maalesef ama en azından böyle ağlayıp sürünmektense orada,o ortamda birazcık sürünmeyi tercih ederim.
Sevgiler!
Yorum tarafından Nevin — 20/05/2010 @ 18:24
Aslına bakarsan, oraya kadar gitmişken Beypazarı’na uğrayıp güzel de bir yemek yemeli! Oradaki restoranlar harika, yöre zaten muhteşem. Moral olur!
Yorum tarafından gulusturkmen — 20/05/2010 @ 18:28
Mehmet Bey,
Selamlar.Mail atmak isterim ama e-mail adresinizi göremiyorum maalesef.Tavsiyelerinizi gerçekten çok merak ettim.
Yorum tarafından Nevin — 20/05/2010 @ 18:30
Sevgili Gülüş Hanım,
Güzel tavsiyeniz için teşekkürler
Sizin ki gibi bir mucize yaşadığımda, neler neler yiyeceğim!Kahve ve çikolatadan uzak durmak özellikle işkence gibi!
Yorum tarafından Nevin — 20/05/2010 @ 18:35
sevgili gülüş hanım.anlattıklarınız o kadar güzel geliyorki sizinde dediginiz gibi gercekten bir mücice olmuş.ben gaziantepte ikamet ediyorum.calısıyorum hal böyle oluncada gelip gitmek zor oluyor.tabiki denemekte fayda var ama ne bileyim ordanda şifa bulamazsam cıldırırım diye düşünüyorum.ben de saglık camiasındanım bir takım seyleri az cok biliyorum.ben henüz gitmedim ama giden arkadaşlar şifa bulur insallah allah dermansız dert vermesin.insallah herkese sifa olur.sizinde dediginiz gibi denemekte fayda var
Yorum tarafından merva kaplan — 20/05/2010 @ 19:31
Nevin Hanim ,mail adresim survivor796@gmail.com
Gorusmek uzere
Yorum tarafından mehmet — 20/05/2010 @ 20:46
Sevgili Nevin yıllar önce ben de seninki gibi iğrenç bir öğrencilik hayatı yaşadım,iğrenç diyorum çünkü gençliğimin bütün güzelliğini bu hastalık yok etti,memurluk hayatımın işkence içinde geçmesine,rezilliklerin doruklarında yaşamama,aç gezmeme,hayattan hiçbir şey anlamadan yıllarımın tükenmesine,sürekli korkularla,şüphelerle yaşamama neden oldu.Şimdi depresyondayım ve psikolojik tedavi görüyorum.Zaten hastalığın kaynağı da fazla iyi niyetli ve ödlek olmamız.Ayaş kaplıcasını bana da bir arkadaşım internette görmüş tavsiye etti,gittim,gerçekten Ankara’ya bu kadar yakın olup da gelişmeyen bir yer olması ilginçti.Maalesef ben de yararını göremedim.Yine de uzun süreli gitmede belki fayda vardır.Şimdi yoga yapıyor,nane çayı içmeye çalışıyorum.Psikolojik tedaviye de devam ediyorum.Allah böyle anlaşılmaz,garip bir rahatsızlıkla yaşayan biz sosyal fobili gariplere yardım etsin de bir çare bulunsun inşallah,artık…..
Yorum tarafından gizem — 21/05/2010 @ 15:57
ya kalkıp oraya kadarda gitmek mesele degil.bi de şöyle bi sey var.kesin ibs mi yiz acaba.bazı doktorlar var isin icinden cıkamayınca ibs deyip geciyorlar.arkadaslar ben bir saglık calısanı olarak en az 4 dalda 4 dr a muayene olmanızı tavsiye ederim.1.si kadınsanız kadın dogum ikincisi gastrolog ücüncüsü psikyatr dördüncüsü fizik tevadi besinciside ürolog.karın agrısın kabızlıgın hıckırıgın ishalin bir degil birden cok hastalıgın nedeni olabilirler.birde gercekten farklı sekilde sifa bulanlar varsa burdan yazsınlar.denemekte fayda var bir sey kaybetmeyiz .bilmiyorum ben yinede ibs oldugumu düsünmek bile istemiyorum.stresli olma diyorlar nasıl olmayacaksın stres hayatın bir parcası zaten.mümkünmü olmamak hele bu devirde.bu yogun is temposunda evde iste yolda her yerde bol bol var.hele bi de alıngansanız tamam.isiniz bitmis demektir.bilmiyorum ben sıyırmak üzereyim galiba.doktorlarada inancım kalmadı artık mide sorunlarınada helibacter i bulmadan önce strestendir diyorlardı ama bu bakteriyi bulunca nedeni bakteriyel dendi.imkanı olupta arastırma yapmayan bize bu acıları cektiren doktorların ahrette yakasını yapısacagım.neyse farklı düsünceleri olan arkadaslar varsa paylassın lütfennnnn
Yorum tarafından merva kaplan — 22/05/2010 @ 00:11
Sevgili Merva,
Bu mail’inle çok ilginç ve önemli tespitler yapıyorsun:
1) Bir sağlık çalışanı olarak en az dört ayrı doktora görünmemizi önermen önemli bir veri.
2) Bir sağlık çalışanı olarak bu sorunla baş etmekte zorluk çekiyor olman, hekimlerin henüz bu sorunun köklü çözümünü bulamadığına işaret (ben -pek çok aksaklığa rağmen- tıbba inanmakta israrcıyım, bu işe çözüm bulamadıklarını kendileri de söylüyorlar)
3) Helikobakter Pilori bulunduysa zaten kurtarıyorsunuz! Bir antibiyotik yetiyor…
4) Stres hayatın bir parçası.Dolayısıyla bize düşen, vücudumuza iyi geleni bulmak.
Tek çözüm vazgeçmemek! Başka çıkarı yok…
Yorum tarafından gulusturkmen — 22/05/2010 @ 10:23
Bırakın Ayaş’ı falan da şu sitede gerçekten faydalı bilgiler var.http://feyezan.blogspot.com/2009/09/zeytin-cekirdegi-mucizesi.html
Eğer yemek konusunda damak tadını bırakabiliyorsanız,bir de yoga yapıyorsanız ibs için çözüm cebinizde bence.
Yorum tarafından huzur — 12/06/2010 @ 15:39
ben de yaklaşık 8 aydır ibs hastasıyım dışarı çıkamıoıyorum, çıkarsa aç geziyorum çok kötü bişey bu sene de lys ye hazırlancam ne yapcam bilemiyorum agustos da dersanem başlıyo. midedeki mikrop tedavisi biter bitmez ayaş a gitmeyi düşünüyorum inş iyi gelir.
Yorum tarafından samet — 13/07/2010 @ 18:03
Sevgili Samet ben Ayaş’a gittim ,hiç faydasını görmedim.Bak dersaneye de gideceksin,senin için en güzel yol yukarıda da yazdığım gibi önce diyet(unlu gıda,şekerli gıda,et türleri,yağ yasak)Sadece zeytinyağ kullanıyorum.Aşırı yemek yasak,sebzeleri haşlanmış yiyorsun,ağızda çok çok çiğniyorsun.Ekmek olarak çavdar ekmeği bul ve ye.Yoga hareketleriyle karnını hareketlendir.Verdiğim blogta bunlar var hatta daha fazlası yazıyor,iyice oku ve sıkıntı yaşama.
Yorum tarafından Anonim — 14/07/2010 @ 07:18
yoga yap harekentlendir diyosun bagırsaklarım çok hareketli zaten.
Yorum tarafından samet — 21/07/2010 @ 16:55
bu yazıyı okuduğumda gerçekten ne kadar mutlu oldum bilemezsiniz,ne şekilde olursa olsun ibs lilerin iyileştiğini görmek çok güzel.
daha önceki öğrencilik dönemimde neler neler çektim ben bilirim,insanın yerin dibine sokar,çıkarır bu illet.eski anılarımı hatırlamak bile beni bunaltıyor şu an. ancak zamanla okuluma kesinlikle’ etki etmemesinin yolunu buldum. basit bir şey ama bunu yazmazsam gerçekten büyük bi suçluluk duyarım. gece yatarken bir tane elma yiyin ve sabah da bir bardak aç karnına ılık su. ibs nizin hayatına etki etmemesi için sabahları tamamen boşaltım yapmanız gerekiyor,yapmanız gereken bu kadar basit! (bitki çayları fazla kullanıldığında yararlı bakterileri vücüdunuzdan atıyor,tavsiye etmem.zamanında böyle çözüm bulmaya çalıştıysanız -benim gibi- arada bi kefir içmenizde fayda var.) sabahları evden çıkış saatinizden 1buçuk 2 saat önce kalkın,kahvaltıdan sonra ara ara vaktinizi buna ayırın.bir süre sonra düzenli hale kendiliğinden geliyor zaten. bu sayede hiç bi arkadaşımın ibs olduğumdan haberi bile yok. daha önce sabahları tuvalete çıkamadığımdan ya da ishal yüzünden (ben de dönem dönem her ikisi de oluyor) okulda sürekli derslerden izin alıp,sınavları 10 dakikada verip çıktığımı bilirim. nevin özellikle seninle konuşmayı çok isterim. çünkü anlattıklarının tıpatıp aynısını ben de yaşadım. yaşamayan anlamıyor malesef ki. psikologluk bi durum olabilir belki ama ne yazık ki bir faydaları olmuyor. bu elma işini okulda rahat etmek için yaptım. şimdi tek sorunum gece yatmadan önce belirginleşen şişkinlik. günlük hayatıma etki etmiyor. özellikle sabahtan itibaren ilk 8-9 saat kusursuz:)) eski günlerdeki gibi:D ama kesin çözüm yogada (Akif Manaf’la OYS),ben daha yeniyim ama iyileşme belirtilerim şimdiden gözükmeye başladı:)
bu arada ayaşa zamanında gitmiştim hem de yeni ibs olduğum bi dönemde,ama bağırsak hareketleri hızlandırdığını duyduğum için korkudan içmemiştim! bu yazıdan sonra denicem,denemekten zarar çıkmaz:) gidersem buraya yine yazacağım, ya da yoga sayesinde başka bir ilerleme kaydedersem:)
kendinize iyi bakın,ve bir yerlerde sizinle aynı sorunları yaşayan birileri olduğunu unutmayım;)
Yorum tarafından pix — 20/09/2010 @ 18:26
Pix,
Eline sağlık.Genellikle insanlar bu sorununu paylaşmaktan çok çekiniyorlar.Hala anlayamıyorum bu zihniyeti.Sonuçta bu bir rahatsızlık.Keyfi olarak gaz sorunu veya sancı çekmiyoruz.
Ayaş’a gitmeyi düşünüyormüşsun.Ben Gülüs hanımın yazısını okuduktan sonra gittim.Ayaş’tan dönerken çok rahat,gazsız sazsız bir yolculuk geçirdim ilk defa.Fakat ertesi gün yine sancılar başladı.Sanırım daha uzun süre kalmak gerek.1-2 gece yeterli bir süre değil.
Fizyolojik mi yoksa psikolojik mi hiç bir nedeni yok.Doktorlar hiç bir şekilde yardım etmiyorlar.Bu konuyla ilgili araştırmalar yapan Türk doktorları maalesef yok ülkemizde.
Benim hiç bir sorunum yoktu önceleri.Ne laktoza ne glutene.Her şeyi çok rahat yiyip,sindirebiliyordum.Bir gün sınavda yakaladı beni.Sınavın ortasında sınıfı terk etmek zorunda kaldım.Utanç verici bir deneyimdi itiraf etmek gerekirse.Bir gün önce hiç bir şeyim yoktu!!Bir iki hafta boyunca sorunumun kaynağını bulmaya çalıştım.Kullanmadığın spazm gidericiler,içmediğim rezene nane çayları kalmadı.Ayaklarımı üşüttüğümü sanmıştım veya bağırsaklarımda bir enfeksiyon olduğunu düşünmüştüm.Fakat gerçekle yüzleştiğimde ve tedavisinin olmadığını öğrendiğimde inanılmaz kötü oldum.
Evet hoş olmamasına rağmen, karizmatik bir rahatsızlık olmamasına rağmen hayatımı ertelememeye çalışıyorum.Sağlığı yerinde olupta,seyahat edebilen,istediğini giyebilen insanları neredeyse kıskanıyorum.Ve o bazı insanlar kafalarına bir sürü gereksiz şeyler takıyorlar.Azcık fazlası olan kilolarını dert ediyor.Sivilcesi olanlar buna ağlıyorlar!!İnanamıyorum bizim yaşadığımız bu dertten muzdarip olsalar acaba o kafalarındaki şeyler ne kadar hafif kalacak.Elbette çok büyük dertler var.
Fakat yapmak istediğin şeylere engel olması üzücü.Ben seyahat etmeyi çok seven biriyken evimden dışarı adım atamıyorum..Çok dikkatli yaşamak zorunda kalıyorum.Gece uykumu almazsam bütün gün gazman gibi dolaşıyorum….Bol bol su içince ve sabahları ılık limonlu su içtiğimde o günü kurtarmış oluyorum….Tavsiyelerini bekliyorum.
Lütfen buradan haberleşelim.
Yorum tarafından Melody — 24/09/2010 @ 22:54
canım benim ben de bu kadar açık konuşabilen bi insan değildim başlarda emin ol, hala normal hayatta insanlara yansıtmam,ama nedeni utanmam değil artık; insanlar anlamıyor. yaşadıklarımızı paylaşmaya korkmamamız lazım,en azından kendi aramızda,birbirimize ancak bu şekilde yardımcı olabiliriz. farkettiğim ve belli olan birşey var ki bu rahatsızlık konuşmaya konuşmaya daha çok büyüyor,hem psikolojik açıdan hem de çözüm bulma açısından. bak ilk gittiğim doktorum ki kendisi bi çocuk doktoruydu bana bu rahatsızlığımın tamamen psikolojik olduğunu ima etti ama psikolojik dediysem sinirden stresten değil açık açık bir şeyimin kesinlikle olmadığını ve -bunu ailemin yanında söyledi- bunu onların ilgisini çekmek için uydurmuş olabileceğimi ima etti.daha hastalık ne onu bile bilmiyodum ama ne yazık ki ailem senelerce hep o doktorun dediklerinin etkisi altında kaldı. rahatsızlığımın ilk zamanlarında her Allahın günü gizli gizli ağladım.sabah her kalktığımda uyandığıma üzülüyordum.her günün bana başka bi utanç kaynağı olabilceğini düşünmek, o halde derslere girmek benim için o kadar zordu ki. ailemin bana destek olmaması ve zamanla benim de onlara birşeyleri izah etmeye çalışmayı bırakmam herşeyi daha da kötü yaptı. madem psikolojik olarak kafamda böyle bir rahatsızlık yaratabiliyordum, aklıma gelen her hastalığa yakalanabiliceğimi düşünüp evhamlı bi insan oldum çıktım,ki kesinlikle alakası yok! öyle birşey olsa ben seneler önce kanser olmuştum:) ibsnin bir açıklaması olduğunu,sadece psikolojinin bu hastalığa kesinlikle yol açmadığını çok çok sonra öğrendim. o zamana kadar geçen günlerim tam bi faciaydı. ben de senin gibi seyahat hastası bi insanken birden arabalardan korkar oldum. otobüslere binmek istemiyodum. stresten uzak olduğum günlerde bile bununla yaşamaya devam ediyodum. doktorum her insanın vücudunun aynı şekilde çalıştığını ancak ibs nin açıklamasında olduğu gibi vücudumun hassaslığıyla bunları normalden daha çok hissettiğimi söyledi. (vücudum içinde dolaşırken çıkardığı sesler ve bazen ishal bazen kabızlık şeklinde süren rahatsızlıklar,ayriyetten mide gurultusu da var bunlara ek.) stres yaptığımda ise belirtiler daha çoklaşıyor,hatta herşeyi unutup bi an önce beni ordan uzaklaşmaya iten bi psikolojinin içine giriyodum. bazen gerekli önlemleri almayıp kendimi kahveye çikolataya verdiğim günlerde yine aynı şeyleri yaşadığım olur. ama elma olayını denemelisin. ve sabahları okula gitmeden iki saat önce kalkıp,yarım saat su içerek dur,egzersiz hareketleri yap,tuvalete git gel. sonra domates,az peynir,zeytin ve açık bi siyah çayla kahvaltını yap(siyah çay dokunuyo diyosan içme açığı bana dokunmuyo.) sonra gidip gelirken aralarda yine tuvalete uğra. herşey gittikten sonra rahatlarsın zaten.sonra hiçbir problem kalmıyo bi 7-8 saat. kahvaltı ve öğle yemeğini kesinlikle ama kesinlikle ihmal etmiceksin. öğle yemeğinde yağlı yiyecekler yeme,bir de gazlı içecek kahve ve çikolatadan sonuna kadar uzak dur. hafif şeyler yersen bi de artık o hep doktorlar boşuna demiyo inan:) herşey süper olucak bana güven. ben çok çok ağır bi vakaydım bak,hayatımı düzene sokmayı öğrenene kadar,zamanında intiharı bile düşünür olmuştum artık,Allahtan korkum ve sevdiklerim bana asla böyle birşey yaptırtmazdı bana,zaten acayip pozitif bi insandım ama kötü bir dönemdeydim o zaman,bi de onlar eklenince o kadar bıktırmıştı işte. dediklerimi yap lütfen,sabah öğle meyve tüketme yemeklerle ya da aralarda,özellikle yeşil elma fln.. kırmızı elma o da sadece gece yatmadan bi iki saat önce birlikte ya da kısa süre önce hiç bişi yemeden:). vişne suyu içmemeye çalış,aç karnına soğuk şeyler kesinlikle yeme. açlığını bastırmak yulaflı ya da susamlı yiyecekler tüketme. öğle yemeğinden önce acıkırsan sandviç fln tüketme ağzına az az atıştırmalık bi şeyler at,su iç. dediklerimi uygula lütfen hayatın düzene giricek ve zamanla okulda bu rahatsızlığı kafana takmıcak,tekrardan benim gibi sınavlarda kağıdına yapışıp en son kağıt veren öğrenci olacaksın bana güven.
Yorum tarafından pix — 26/09/2010 @ 20:00
bu arada yogaya başla, etrafında yoga academy varsa ve kendini gidebilecek durumda görüyosan yazıl,yoksa dvdleri var onları al,biraz bu konuda araştırma yap bak. ibsden kesinlikle kurtuldum diyen bu güne kadar iki insan gördüm biri bu blogun sahibi,ayaşla, diğeri başka bir blogun yazarı,yoga academyle:) kendinize iyi bakın
Yorum tarafından pix — 26/09/2010 @ 20:07
nevin, bu arada ayaşa ben de gitmeyi istiyorum ama tek başıma gitmeye korkuyorum. eşlik edecek birileri olur demişsin,ben seve seve sana eşlik edebilirim. bugüne kadar ibsyle ilgili ailem ve doktorlar dışında bi başkasıyla çok az şey paylaştım,benim için de ilginç bi deneyim olabilir,hem de ayaşta şansımı denemiş olurum.
Yorum tarafından pix — 29/09/2010 @ 10:25
Pix,
Ayaş gidince en az
Yorum tarafından Melody — 06/10/2010 @ 20:52
Pix,
Ayaş gidince en az 1 hafta kalmak gerek.Güzel bir sonuç alabilmek için orada kalıp,sıcak termal suda yüzüp,bol bol müshil etkisi olan kükürtlü sudan içmek gerek.Biraz garip bir yer.Ben bakımsız buldum.Daha önce Afyon ve Denizli’de ki termal kaplıcalarına falan da ama Ayaş en bakımsız olanıydı.Zaten 1 gece kaldım,ertesi gün hemen kaçtım…Hatta orada burda tek başıma ne işim var falan oturup ağladığımı hatırlıyorum.:):)
Ne zaman gitmeyi düşünüyorsun?Bu arada facebook’ta böyle bir grup keşfettim.
http://www.facebook.com/group.php?gid=12132161141
Yalnız değiliz Pix…Yorumları oku mutlaka.Ben bunun kesinlikle psikolojik bir şey olduğunu düşünmeye başladım…Sebebi gıdalar,ilaçlar bakteri falan deniliyor ama bağırsaklar basbaya huzursuz.O huzursuzluğu sukunete çevirmenin bir yolu var,mutlaka var…Olmalı… Şu sıralar Xanax kullanmaya başladım.Bu sıralar sosyal fobi ve ibs’nin saldırgan davranışlarının kurbanı olmuyorum.Sonumuz hayırlı ola…
Yorum tarafından Melody — 06/10/2010 @ 20:59
Ben iki günde yararını görmüştüm. Belki kişiden kişiye değişiyordur…
Yorum tarafından gulusturkmen — 06/10/2010 @ 21:49
evet ben denemek istiyorum yine de. bu arada senin rahatsızlığın çölyak a benziyor biraz. glüten ya da laktoz intoleransı için test yaptırdın mı? çölyak hastalarının yüzde 95 gibi büyük bi rakamının olaydan haberi yok diye okumuştum bir yerde. doktorlar da kolonoskopi yapsalar bile bunun için kan testi ve ince bağırsak biyopsisi yaptırmadıkları sürece kesinlikle anlamıyorlar, birşey bulamayınca ibs yle karıştırılıyor. konuyu biraz araştır, biraz kendini test et,mutlaka bu dediğim testleri de yaptır. çölyak belirtileri gösteriyosun gibi geldi,ama belli olmaz tabi:) ibsye de alıştık sonuçta.
Yorum tarafından pix — 06/10/2010 @ 23:32
Sevgili Pix,
Ankara’da ki sayın(!)baştan savan profesör bana rahatsızlığımın ibs olduğunu söyledi.Kolonoskopi ve endoskopi sonuçlarımdan sanırım böyle bir teşhis koydu.Kolonskopi yapılacağı gün aşırı gergindim ve zaten rahatsızlığımın ne olduğunu bilmiyorum,oradaki son derece gergin ortamdan dolayı görüntülediği bağırsak hareketlerimden dolayı böyle bir teşhiş koymuş olabilir.Yani bir gecede aşırı gaz,tuvalet alışkanlıklarında değişiklik,asabilik meydana geldi zaten
Yarın gidip kan testleri yaptıracağım.Bu işin sonunu bırakmak yok.Böyle bir zamanda hem ibs hem çölyak çözümü bulunması gereken rahatsızlıklar.Buna mutlaka inanıyorum.İnsanların hayat kaliteleri,güzel günleri sadece kayboluyor.Sakin olup,yogaya,spora devam edip,yediğimiz içtiğimiz şeyleri bilinçli tüketmekten başka çare yok.Bu hafta bunlarla ilgileneceğim.İtiraf etmek gerekirse meyve sebze tükettiğim zamanlar semptomlarım yok denilecek kadar az…Görüşürüz tekrardan…
Yorum tarafından Melody — 07/10/2010 @ 20:18
Bu arada Pix,
Çölyak hastalarında anal inkontinans denen durumu araştırdım…Çölyak hastalarıda ibs benzeri semptomlar yaşıyorlarmış.Ben yaşadığım tıpatıp benzer durumu çölyak hastası biri yazmış…İstersen bu adresten konuşalım.Daha detaylı konuşuruz.
thesandstorm1@hotmail.com
Sevgilerle
Yorum tarafından Melody — 07/10/2010 @ 21:08
tamı tamına 15 aydır ibs denen illetle birlikte reflüye yakalanmış hayatını hergün ölümü bekleyen biri olarak yaşıyan biriyim bende.sizin yazılarınızı okudugumda bile aglamak üzereyken zor durdurdum kendimi.çünkü birebir yaşadıklarınızı yaşamış biri olarak o hastane koridorlara geldi gözümün önüne.endoskopiler kolonoskopiler hiçbir şey olmadıgını söyleyen ilgisiz doktorlar.sen beyin hastasısın diyen annem babam abim.arkadaşlarımdan birbir kopmalar.5yıllık hayatımın en güzel ilişkisine aşkıma son verdigim günler.kısacası hayatımın bittiği diye tabir edebileceğim bir sürü kötü anım var.ve hala devam ediyorlar.ölene kadar bu şekilde nasıl yaşayacağmı inanın bilemiyorum.çaresizlik bundan başka birşey olamaz.aynen arkadaşlarımın dediği gibi insanların hastalık dışı nedenleri nasıl sıkıntı yaptıklarını hiç anlayamıyorum.psikolojim inanılmaz bozuldu.yemek yiyemiyorum artk.ve inanın doya doya yemek yiyen insanları bile kıskanır oldum.bitkin halsiz baygın uykulu bi kabusta gibiyim sanki.ben tam 15 aydır bu sıkıntıların kesinlikle ibs olmadıgna inanmıstım.aslında halada öyle düşünüyorum.crohn,çölyak vb bir sürü hastalık aradım kendmde.doktorlara bile sırf benle ilgilensinler diye büyük yalanlar söyledm.yaşamadıgım şikayetlerde ekledm.çölyak baksınlar diye kolonoskopi yapsınlar diye.beni sadece siz anlayabilirsiniz dostlarım.sıkıntı ne bu kadar derseniz.sadece gaz çıkarma sorunu olsa razıyım.ishale bile razıyım.yada kabızlıga.ama ben günde iki öğün yemekle yaşıyorum.halsizlk isteksizlik sürekli devam ediyor.yarım tabak yemekle doyuyorum.birde reflüm eklenince zaten yediklerim direk agzıma geliyor.ve benim en çok çektiğim inanılmaz derecede olan bulantı.sabah uyanır uyanmaz çok şiddetli bulantıyla kalkıyor.sadece iki lokma ekmekle kahvaltımı tamamlıyorum.karnımda agrı yok.ama bana herkesin deli muamelesi yaptıgı burkulma hissi,bir boşluk hissi var.sanki bağırsaklarım birbirine kıvrılmış gibi.bunlar hepsinin reflü ve ibsden kaynaklandıgına bile biraz inansam belki ertesi gün düzeleceğim.ama ben hala inanmıyorum.ben kanserim diye bile 1yıl gezdiğimi biliyorum.şimdiyse çok başka hastalıklar buldum kendi kendime.kısacası kafayı yemek üzereyim arkadaşlar.ayaş şu bu mucizelerini bile deneyecek gücü kendimde bulamıyorum.buraya yazdım.çünkü yanlız olmadıgımı hissettirdiniz.bu bile çok güzel.gelecege yönelik hiç bir planı olmamak ne demek umarım sizde biliyorsunuz.ömrümün en güzel yılları gidiyor.bir sabah uyandıgımda eski ben yani neşeli mutlu yerinde duramayan ben o yakışıklı bein geri kazanmak için bundan sonraki hayatımı birilerine köle olarak bile yaşamaya razıyım.lütfen bizi bililendirin.durumlarınız hakkında birşeyler yazın.biz gerçekten ibs miyiz.ve arka arkaya 1 ay hastalık ugramadan nasıl yaşayacağız.hepinize teşekkürler.iyiki varsınız!
Yorum tarafından foryou06 — 13/10/2010 @ 22:18
Sevgili “foryou06″,
Benim derdim bu kadar büyümemişti ama nereye gelebileceğini kestirebiliyorum bu tür rahatsızlıkların, ve annen-baban “bu sadece psikolojik” diyerek aslında yardım etmek istiyor da olsalar kesttirip atmış oluyorlar. Psikolojik boyut, sonuçta fiziksel boyutun bir sonucu! Sen şunu bil ki, her insanın vücudu strese belli bir tepki veriyor. Bu tepki her zaman stres anında değil, stres yaşandıktan bir süre sonra ortaya çıkıyor. Kiminin bağırsağına, kiminin kalbine etki ediyor mesela.
Bunu da geç. Senin vazifen “şunu stres yapmıştım ondan oldu” demek değil, olan olmuş zaten. Sen şimdi psikolojik boyutu geç, çünkü fiziksel olarak kendine yardım edebildiğinde, psikolojin kendiliğinden düzelecek!
Ayaş’ı dene çünkü kaybedeceğin hiçbir şey yok (yanlış mıyım!!). Ayrıca ucuz!
Gitmişken beypazarında güzel bir yemek ye, çok özel yiyecekleri var, ve eğer düzeleceğin varsa ters etki falan yapmıyor.
Bana işe yarayacak gibi geliyor, ama yaramazsa bu çizgi üzerinden düşün: Önce kasılmayı sistematik hale getirmiş vücuduna kasılmamayı öğretmeye odaklan. İlaçla mı olur, neyle olur araştırırsın. Ama bence Ayaş…
Sen merak etme, hayat o kadar çok yeni baştan kuruluyor ki! Daha çok şansların olacak. Sevgilerle.
Yorum tarafından gulusturkmen — 14/10/2010 @ 08:40
sizleri okadar ii anlıyrmkı bende b senedır bu hastalıkla ugrasyrm yasamadıgım utanc verıcı an kalmadı hele bıde ogrencıysenız daha zor
hıckımse benı anlamıyo kac kere doktara gıttık hıcbı ıse yaramadı sımdı ıse bıkac lokma bısey yemek yıyorum gece dogru durust uyuyamıyorum hep bunu dsunuyrm sakın kalmaya calısyrm ama olmuyo napıcm bılmıyrm cok caresızım
(
Yorum tarafından aslı — 02/11/2010 @ 16:40
merhaba! yogayı bir süredir düzenli olarak yapan bir ibsli olarak yazmak istedim. Akif Hocam sağolsun, yeni kahvaltı düzenine yeni geçtim. kahvaltıda muz portakal yenip üstüne ılık süt içiliyor. evet süt:) yeniden süt içebilmek bile çok güzel. eskiden çok dokunurdu ama şu an günde yarım litre süt içiyorum ve tık yok hatta beni o iyileştirmeye başladı sanırım. artık acıktığımda gelen gurultular bile yok. sizin ayaşınız bizim Akif Hocamız:) tavsiyem dvdleri alıp başlamanızdır. çakra çalışmalarına başladıktan sonra değişimi daha fazla farkediceksiniz. Allah herkese bu rahatsızlıktan kurtulmayı nasip ettin. gelişmeleri yine yazıcam, iyi günler.
Yorum tarafından kırmızı — 20/12/2010 @ 13:58
aslıcım canım benim ya. benim de öğrencilik dönemimde başlamıştı, daha bi cümle kurmana gerek kalmadan neler yaşadığını anlayabiliyorum. benim de öyle kötü anılarım var ki. dendiği gibi yaşamayan bilemez. ama şu an Allaha şükür -resmen- laf olsun diye demiyorum ciddi anlamda iyileşiyorum. bir daha hiç yapamıcam dediğim şeyleri yapabiliyorum. hatta geleceğe dair ümidim bile kalmamıştı artık o da geri geldi. dahası ben bu yola yine bizim rahatsızlığımızda olup da tamamen iyileşen bir bayan aracılığıyla geldim, feyezan blog un yazarı sayesinde. zeytin çekirdeği üzerine bir yazısı var googledan araştırıp bulabilirsiniz. sonra yogayla tanışması ve iyileşmesini de dönem dönem yazıyor.
sana hatta bütün ibslilere yardımcı olmayı çok istiyorum. sadece bu konuyla ilgili bi forum – blog olmalı ki birlikte üstesinden gelelim ama o zamana kadar buradan bildiklerimizi paylaşmamız sizin için sorun olur mu acaba güliş hanım?
Yorum tarafından kırmızı — 20/12/2010 @ 16:28
nasıl yapalım? ben mi açayım blogu?
Yorum tarafından gulusturkmen — 20/12/2010 @ 20:00
süper olur. ben de baş destekçiniz olarak gelişmeleri bildiririm. birlikte yürütebiliriz isterseniz? siz iyileştikten sonra neler değiştini anlatırsınız, ben de iyileşme aşamalarımı:) haklı olarak kimsenin konuşmaya niyeti yok bu rahatsızlıkla ilgili en azından öncü oluruz?
Yorum tarafından kırmızı — 20/12/2010 @ 20:28
[...] nasıl kurtulduğumu anlattığım bir yazı, yıllardır durmaksızın yorum alıyor. En sonunda bir okurum getirdi bu teklifi… Umarım [...]
Pingback tarafından Bu blog nasıl ortaya çıktı? « Alıngan Bağırsaklar — 21/12/2010 @ 10:07
[...] Yazımda anlattığım gibi… Yer burası: http://www.ayasicmeceleri.com/ [...]
Pingback tarafından Ayaş İçmece ve Kaplıcaları « Alıngan Bağırsaklar — 21/12/2010 @ 10:09
Sevgili yorum yapanlar,
Aşağıdaki blogu sizin için açtık! Lütfen yorumlarınızı oraya (da) yapın, yazar olmak isterseniz bana bildirin!
gconcept@hotmail.com (subject’e büyük harfle İBS KARDEŞLİĞİ yazın ki kaçırmayayım!)
http://ibskardesligi.wordpress.com/
Yorum tarafından gulusturkmen — 21/12/2010 @ 10:27
ben bu yazıyı okuduktan sonra ayaş a gittim ,7 yıldır ibs hastasıyım ayrıca reflümde var verilen talimatlara göre şifalı sudan içtim banyolara girdim fakat şiddetli ishalden başka hiç bir ibs ye yönelik iyileştirici fayda göremedim,sizlere inanıyorum ayaş ta ibs den kurtulmuş olabilirsiniz ama ben şunu öğrenmiş oldumki bu hastalık kişiden kişiye değişken özellikler sergiliyor ve iyileşmek için alınan ilaç ,şifalı bitki buna benzer yararlı etki gösteren her türlü maddeye karşı zamanla direnç kazanıyor ve daha şiddetli bir biçimde sıkıntılarınızı artırıyor.Onun için ayaş ın herkese yüzde yüz fayda sağladığını söylemek gerçek dışı olur benim gibi deneyerek görebilirsiniz,Allah hepimizin yardımcısı olsun işallah bi şekilde şifa yolunu buluruz.
Yorum tarafından ercan — 29/07/2011 @ 20:18
Merhaba Ercan, yazımın arkasından Ayaş’a gidip deneyimini paylaşman harika olmuş. Tabii sonucun olumlu olmaması çok üzücü.
Bu yazıyı yazalı yıllar olmuş. Bu yıl haziran ayına doğru yine sanki yavaş yavaş İBS başlıyordu bende. Bildiğim tek kesin çözüm Ayaş ya, arabaya atladığım gibi bir sabah üşenmeden gittim oraya. Sabah aç karnına bu sefer öyle az değil, bayağı söyledikleri gibi 10-15 koca bardak içtim o sudan.
Döndüğümde değişiklik yoktu bende. Bu sefer işe yaramadı diye düşünmeye başladım. 1 gün, 2gün, 1hafta… Ama çok kötü de değildim yani…
Bir ay sonra farkettim ki İBS falan olmadım. Gayet normal bir sindirim sistemim var yine. Yani bana yarıyor bu iş.
Keşke sana da yarasa, keşke hepimize yarasa, öyle ya da böyle. Eğer durumun düzelirse lütfen bize yaz!
Sevgiler.
Yorum tarafından gulusturkmen — 01/08/2011 @ 15:47
arkadaşlar çoğunuzun yorumunu okudum ve ben de aynı hastalıktan çekiyorum ama bunun paylaşım yeri burası değil diye düşünüyorum.FAcebookta bir sayfa açmışlar ta 3yıl önce ibs adına ama üye saysı 27 çok düşük halbiki ararştırmalarda bu sayının azamsan mıyacak şekilde çok olduğunu gördüm.facbook sesimizi daha iyi duyuracağımız bir yerdir diye düşünüyorum.kaç doktor kaç yetkili bu sitelere giriyor ama facebook, başkan abamanın bile vardır tabi twetırda gelin birleşelim sesimizi twetterda duyuralım özellikle gulusturkmen sizde yazan kişilere tavsiye ederseniz daha iyi olur.
Yorum tarafından beyaz — 14/08/2011 @ 08:15
Facebook adresini tüm arkadaşlarla paylaşır mısınız? Teşekkürler.
Yorum tarafından gulusturkmen — 14/08/2011 @ 08:43
facebook ” spastik kolon – IBS ” yazsınlar çıkıyor.
Yorum tarafından beyaz — 14/08/2011 @ 10:05
http://www.facebook.com/group.php?gid=20625725295
Yorum tarafından beyaz — 14/08/2011 @ 10:23
merhaba arkadaşlar;
bende 25 yaşında,bayanım.bende aynı hastalıkla mucadele ediyorum.Çok şükür şu anda bağırsaklarımın hareketi azalmış durumda.öncelikle üni.son yılımda ishal ataklarım başladı.o yıllarda fast food çok tüketiyordum.anlam veremediğim,sınavı hemen terkettiğim zamanlar oluyordu.sonra farkettim ki dışkımda kıl kurdu vardı ve dahiliyeye gittim.bi kaç ilaçla kurtlar atıldı ve rahata eriştim,derken(bir yandan da fast fooda devam tabii)1-2 yıl sonra işssizlik sorunları,kpss mücadelesi vs. dershanedeyken bu rahatsızlığa yakalandım.aniden gaz patlaması yaşıyormuşum gibi bi anda kendimi derslikten dışarı attım.ve hergün özellikle sabahları evden dışarı çıkıyor ve tekrar eve geri dönüyordum.yollarda giderken hep wc arayışım oluyordu.dahiliye dr.ve acillerde çok dolaştım.çare bulamadılar.gastreontoloji uzmanına gittim ve endoskopi,kolonoskopi yapıldı.reflü ilaçları verdi bana.bir süre kullandım.reflü hariç her şey normaldi.o ilaçlar biraz rahatlattı.5-6 aylık dönemin ardından bende ishal durumu bitti.kiloda verdim.yemekte yiyemedim.şimdi şimdi bişeyler yemeğe başladım.benim tek sorunum halen kafamdan bu rahatsızlığı atamamam,yollara çıktığımda aklıma eski günlerimin gelmesi ve ter boşalması yaşamam.iş arayaşım halen devam ediyor.uzak yerlere başvuru yapamıyorum.stres devam ediyor ve ibs nin yenilemesinden korkuyorum.psikolojim bozulmuş durumda.beyinden silip atmam için ne yapmam gerekir?ltf bilen ark.varsa yanıtlasınlar.herkese geçmiş olsun.
Yorum tarafından Anonim — 26/11/2011 @ 00:32
ARKADAŞLARR HER HASTALIĞIN TEDAVİSİ VARDIR AMA BİLİNMİYOR YANİ ÖLÜMDEN BAŞKA BÜTÜN HASTALIKLARIN ŞİFASI MEVCUT… ŞU ANDA TEDAVİ GÖRÜYORUM KULLANDIĞIM İLAÇLAR KİMYASAL DEĞİL KİMYASALLAR ŞİFAMA VESİLE OLMADI BİTKİSELE BAŞVURDUM SİZLERE TAVSİYE EDİCEĞİM İKİ İLAÇ VAR BİRİ GLABRA BİRİ REİSHİ MANTARI D.R MUSTAFA ERARSLAN NO 0212 580 0101 UNUTMAYIN İLAÇLAR VESİLE ŞİFAYI VEREN ALLAH C.C TEREDDÜT ETMEDN KULLANIN İLAÇLARI VER PERHİZ YAPINN ALLAHIN C.C İZNİYLE DÜZELİRSİNİZZ..
Yorum tarafından Anonim — 07/12/2011 @ 21:25
Merhaba
. Fakat sahaya aktif çıkamamam ve aktif olamamam nedeniyle işimi 2 yıl götürebildim sonra kapatmak zorunda kaldım. Ama bunlar olurken sürekli doktora gidiyordum. İnanın bana gitmediğim doktor yaptırmadığım kalmadı. Yani doktorlara harcadığım parayla küçük ölçekli bir hastane kurabilirdim. Kendi kendime psikolojik olabileceğini düşünmeye başlamıştım çünkü hiç bir tahlilde sorun görünmüyordu. Psikoloğa gitmeye başladım dertlerimi anlattım. Bana anti depresan ve bir kaç ilaç daha verdi fakat işe yaramadı. Her seansa gittiğimde ilacın dozunu biraz daha arttırdı , arttırdı ve bir daha arttırdı. En sonunda aldığım depresanlar yüzünden sarhoş gibi gezmeye başlamıştım. Yürüyen ölü gibiydim. Biri birşey söylüyordu mal gibi suratına bakıyordum cevap verecek dermanım kalmamıştı araba kullanamıyordum düzgün yürüyemez hale gelmiştim ama karın ağrılarıma çare olmuyordu bende depresan kullanmayı bıraktım. Sonra eşimin babasının tavsiyesiyle yaşlı bir Prof.Doktorun muaynehanesine gittim. Bana bir sürü tahlil yaptırdı. Ertesi gün sonuçlar çıktı ve Yaşlı doktorun karşısına oturdum. Doktor hastalığımı söylemeden önce bana seni sana anlatayım dedi ve başladı anlatmaya. Eşimle ağzımız bir karış açık kalmıştı adam medyum gibiydi sanki bütün hayatımı benimle yaşamış gibi aynen bana anlatıyordu hatta karakterimi bile birebir anlattı.
Ben size kendi hikayemi anlatayım. Benim işim elektronik otomasyon sistemleri bu nedenle sürekli aktif olarak sahada olmam gerekiyor. Bundan yaklaşık 10 yıl öncesine kadar işim benim hayattaki en sevdiğim şeydi sürekli sahada olmaya sürekli şehir dışına çıkmaya bayılıyordum. Şirkette şehir dışı iş olduğu zaman ilk ben atlıyordum ben giderim diye şehir şehir gezmek değişik yerleri görmek inanılmaz bir zevkti benim için. Taaki o sabaha kadar. Her zamanki gibi sabah işime gitmek için durakta otobüs bekliyordum birden karnıma şiddetli bir ağrı girdi ama inanılmaz bir ağrıydı ve birden ishal oldum yürüyemiyordum hemen bir taksiye atladım ve eve kendimi zor attım. O gün bütün gün kramplar devam etti. Kendi kendime yediğim bir şey dokundu sanırım diye düşündüm. İşe gidemedim evde yattım bütün gün. Ertesi sabah kalktım ve karnımda hala bir ağrı vardı içimde sürekli biri homurdanıyordu pantolonumu giydim ama acayip bir rahatsızlık hissi verdi karnıma baskı yapıyordu düğmesini kapatmak istemiyordum. O halde otobüse binmeye korktum taksiyle işe gittim. İş yerinde karnımdaki o iğrenç rahatsızlık devam ediyordu sanki gazım varmış ve karnımın içinde sürekli hareketliymiş gibi kasılıyordu ve sürekli homurdanıyordu. O gün hiç sahaya çıkmadım şirkette kaldım. Ve bu sürekli böyle devam etmeye başladı. Tam dışarı çıkacağım tuvalete gidiyordum geçiyordu aradan 10 dk geçiyordu tekrar başlıyordu hemen koşa koşa tuvalete gidiyordum geçiyordu. Otobüste birden bastırıyordu ilk durakta otobüsten atlayıp koşa koşa tuvalet arıyordum. Bu böyle devam ediyordu sürekli bir karın ağrısı. Sabah işbaşı saatim 9 du ben yataktan 6 da kalkıyordum iş yeriimle evimin mesafesi otobüsle 40 dk olmasına rağmen. Sabah 6 da kalkıyordum kahvaltımı yapıp tuvalete gidiyordum ve saatlerce bu böyle devam ediyordu. Çıkıyorum 5 dk sonra bir daha çıkıyorum 10 dk sonra bir daha iş saatim geliyordu ayakkabılarımı giyiyorum tam kapıdan çıkacağım bir daha kasılmalar geliyor ve koşa koşa bir daha tuvalete. Neyse uzatmayalım bu böyle devam etti artık bırakın sahada aktif olmayı evden çıkmaya korkuyordum.Şehir dışını bırakın evden işe bile otobüste zor dayanıyordum. Böyle olunca doğal olarak patronum artık benim işimi sevmediğimi düşünmeye başladı ve işime son verdi. Sonra yeni bir iş buldum ama ordada aynı sıkıntılar sahaya veya şehir dışına çıkamıyordum. O iştende oldum. Sonra bu kadar sorunun ortasında eşimle tanıştım aşık oldum ve evlendim. Daha sonra kendi işimi kurdum baktım iş bulamıyorum
Yorum tarafından Muzaffer — 01/01/2012 @ 14:04
Neyse bana Teşhisi IBS hastalığıydı. Tedavisinin olmadığını biliyordu ve sadece kendince tavsiyelerde bulundu bana. Çünkü hastalığın kesin bir tedavisi yoktu henüz. Ben bu sefer bu hastalığı araştırmaya başladım. Yani size nasıl anlatayım Bioenerji tedavisimi dersiniz reiki tedavisimi dersiniz hatta öyleki eşim reiki dersleri bile aldı.yoga mı dersiniz tibet egzersizi ve hatta ayaş içmelerimi dersiniz denemediğim hiç bir şey kalmadı. Ama nafile bu lanet olası hastalık sizi bir yakaladımı yakanızı bırakmıyor. Şu an 33 yaşındayım ve 10 yıldır İBS ile mücadele ediyorum hayatımı mahvetti. Düşünün ya benim bir kızım var 7 yaşında ve bir hafta sonu kızımı yanıma alıp baba kız bir gezmeye bile çıkamıyoruz bu hastalık yüzünden. Bir hafta önce hayatımın iş teklifini kaçırdım neden mi çünkü iş yerinin uzaklığı evime bir buçuk saatlik mesafede ve sabahları trafik olunca bu süre 2 saati geçiyor. Korkumdan gidemedim. Bazılarınız diyebilir o zaman evini oraya taşı ama o kadar kolay değil çocuğun okulu vs.vs. sebepler var. Uzun lafın kısası Rabbim bu hastalığa yakalananlara sabır versin. Benim nacizhane tavsiyem kimse vazgeçmesin kurtulmaya çalışsın ama kesinlikle çokta fazla kimyasal ilaca yönelmesin. Sonuçta her ilacın belirli bir yan etkisi var ve bir hastalıktan kurtulacağım diye başka bir hastalığa yakalanmayın. Saygılarımla…
Yorum tarafından Muzaffer — 01/01/2012 @ 14:17
Muzaffer bey, hikayeniz inanılmaz! Geçmiş olsun diyeceğim ama geçmememiş bir türlü
10 yıl çok uzun bir süre. Bilirkişi değilim ama İBS’nin stresli bir dönemin ARDINDAN başladığı gerçeğini göze alırsak, belki de huzur dolu bir sürecin ARDINDAN normale dönebileceğini düşünebiliriz? Yani hemen değil de, bir süre sonra… Benim İBS, stresli dönemimin 4-6 ay sonrasında başlamıştı, çok net hatırlıyorum…
Yorum tarafından gulusturkmen — 06/01/2012 @ 16:54
Bence yediğiniz besinleri değiştirin,yoga yapın Muzaffer Bey.Her türlü eti hayatınızdan çıkarın.Haşlanmış sebzeleri tercih edin.Tahılı eksik etmeden,kuru yemişleri besleyici olduğu için mutlaka yiyerek;şalgam,brokoli,enginar her türlü yeşilliği diyetinize katın.Ekmekleriniz mayasız olsun kendiniz yapın.Kısacası bireysel farkındalık üzerine denemeler bloğunu takip edin.Orada zeytin çekirdeği mucizesi bölümünü okuyun.Ben beslenmeme dikkat ederek ve yoga yaparak rahatladım,Siz de deneyin.
Yorum tarafından Anonim — 23/01/2012 @ 09:20
On yıldan fazla süredir bu hastalığın hayatımı kontrol edişini izliyorum. Üniversiteyi hazırlık sonrası bırakıp açık öğretim fakültesini tercih etmek zorunda bıraktı beni. Evden dışarı çıkamadığım ve sebeplerini kimseye anlatamadığım zamanlar çoktur. Ağız tadıyla yiyip içtiğim günleri hatırladıkça kendime acıyorum artık. Bunca yıl sonra bu lanetle başa çıkmanın kendimce yollarını buldum tabi ama verdiği yorgunluğu aşmak mümkün değil. Gerçekten de çekmeyen bilemez. Bu mesajı size karın gurultularımla birlikte yazıyoruz. Bu aralar yine fena halde kafama taktığımdan olsa gerek coştu arkadaş yerinde duramıyor. Bazen deliricek gibi olup karınımı yumrukladığım vakidir: 30 yaşındayım ve bunlar hayatımın en güzel yılları olmalıydı. Yeni evli arkadaşlarım beni evlerine yemeğe davet ettiler geçen gün, korktum gidemedim. Yakınlarda gittiğim bir davette çekmediğim kalmamıştı çünkü. Geçen gün iyice kızıp çıldırıp yaratıcıya yarattığı bu hastalıkla ilgili biraz atıp tuttum. Yavaştan çıldırıyorum sanırım.
Lütfen bana kızmayın ya da eleştirmeyin. Umarım hepiniz şifaya kavuşur bu berbat hastalığın şimdiye kadar size verdiği zararları ve alıp götürdüklerini telafi etme fırsatına kavuşursunuz. Ama yalnız olmadığımı bilmek beni biraz olsun rahatlattı. Çevremde bundan yakınan bir kişi bile olmadığından bu hastalığa bir tek ben sahipmişim gibi düşünmeye başladım.
Ayaş içmelerinin başarı oranının düşük olması canımı çok sıktı. Görünen o ki yalnızca bir kişi daimi şifa bulabilmiş. Ne mutlu size
)
Lütfen herkes bu konudaki paylaşımlarını sürdürmeye devam etsin çünkü bir gün birilerinin çıkıp bu iş tamam artık hayatınız normale dönecek demesini başka hiç bir şeyi beklemediğim kadar hevesle bekliyorum.
Hepiniz için şifa dilerim.
Yorum tarafından Can — 12/02/2012 @ 07:18
Sevgili kardeşim Can ,feyezan blogta yazılanlara uy,hiç sorun yaşamayacaksın sadece gittiğin yerlerde ben vejeteryenim kardeşim deyip ona göre yemek yiyeceksin yumurtayı da hayatından çıkaracaksın etle birlikte. üç dört ay sonra diyete uyduğun sürece sorun kalmayacak,yoga da yapacaksın.Artık şu iğrenç sıkıntıları çekmeyin be kardeşlerim,okuyun şu bloğu biraz uğraşacaksınız ama sindirim sisteminiz huzurla dolacak.her yerde yazıyorum ki insanlar faydalansın diye çünkü biliyorum ki bu illet yaşama sevincini yerle bir ediyor.
Yorum tarafından umut — 22/02/2012 @ 01:39
feyezan blog( Bireysel farkındalık üzerine denemeler-zeytin çekirdeği sayfasını açın okuyun)Eminim bunları uyguladıktan sonra ne gurultu,ne de şişkinlik kalacak.Hayata umutla bakacaksınız inşallah.
Yorum tarafından umut — 22/02/2012 @ 01:44
Bu arada ben Ayaşa da gittim.Her türlü ilacı da denedim.Hiçbirinde bu blogtaki faydayı bulamadım.26 yıldır bu hastalığın pençesinde aç gezdim,çalıştım.Yıkıldım,yıldım,tükendim,öğrenciliğim de zehir oldu,çalışma hayatım da.İlk defa hayata korkmadan baktığım günler bu diyeti uyguladığım günlerdi.
Yorum tarafından umut — 22/02/2012 @ 01:52
10 yıldır muzdaribim bu İBS’ den.Yalnız olmadığımı bilmek bile rahatlattı. Yaşamayan bilmez bu sıkıntıları. Ne oluyorsa çoğunlukla geceleri aşırı gaz oluyor. Aynen ben de aç geziyorum. Ama gene de nereden olur o kadar gaz bilmiyorum. Gece gezmelerim 5 yıldır hiç yok. Tamamen zorunlu olarak asosyal oldum. Doktorlar hemen psikolojik diyor. Ama çareye gelince maalesef çare yok . İlaç verip başlarından savıyorlar. O da zaten iyi gelmiyor. Sürünüyorum yani resmen. Kimse anlamıyor. En yakın arkadaşın bile garipsiyor. Diyetteyim şu an. En son laktoz intolernsı (süt ve mamüllerini yiyip içememek)tespit edildi.Diyetteyim ama et, sebze, meyve (çok sınırlı) ne yesem gaz hala devam ediyor.Allah hepimize yardımcı olsun arkadaşlar. İşimiz zor.
Yorum tarafından İlkyaz — 20/03/2012 @ 00:03
İnsanın Hayatını Mahfediyor Ama Asıl Sorun İnsanların İçinde Gaz Gelmesi ve Aşırı Derecede Kontrolsüz Olması Bu Gaz Sizdede Varmı Acaba ?
Varsa En Azından Nasıl Kontrol Edebiliriz ?
Yorum tarafından Legend — 21/03/2012 @ 22:46
Asıl sorun zaten gaz arkadaşım.Hala dert yanacağınıza şu feyezan blogtaki diyeti uygulasanız,3 ay da ordakileri yapıp sabretseniz,bu derdin de çaresi varmış diyeceksiniz ama kimse inanmıyor,hemen yok olsun sıkıntılarım istiyor.Kendiliğinden olmaz ki.
Yorum tarafından umut — 30/03/2012 @ 06:38
Ben bireysel farkındalık sayfasını takip ederek tamamen iyileştim arkadaşlar.Sanki esaretten kurtulmuş gibiyim.Hala özgür olduğuma inanamıyorum.Bütün sıkıntılarım bitti,dile kolay:28 sene,ömrümü çürüttü;ama bitti,feyezan blog sayesinde.Sabrederek uygulayın,benim gibi rezillikler çekmeyin,bu blog size hayatı geri veriyor.
Yorum tarafından umut — 09/04/2012 @ 09:47
Bence yediğiniz besinleri değiştirin,yoga yapın Muzaffer Bey.Her türlü eti hayatınızdan çıkarın.Haşlanmış sebzeleri tercih edin.Tahılı eksik etmeden,kuru yemişleri besleyici olduğu için mutlaka yiyerek;şalgam,brokoli,enginar her türlü yeşilliği diyetinize katın.Ekmekleriniz mayasız olsun kendiniz yapın.Kısacası bireysel farkındalık üzerine denemeler bloğunu takip edin.Orada zeytin çekirdeği mucizesi bölümünü okuyun.Ben beslenmeme dikkat ederek ve yoga yaparak rahatladım,Siz de deneyin.
Yorum tarafından Anonim — 23/01/2012 @ 09:20
İlginiz için çok teşekkür ederim. Ama ben zaten vejeteryanım. Et kesinlikle yemem.
Yorum tarafından Muzaffer — 27/04/2012 @ 22:51
bende yaklaşık 6 aydır bu hastalıkla uğraşıyorum hemen hemen yaşadığımız şeyler aynı. bir tek çözüm yolu var oda beynimizdeki şüpheleri yok etmek. ben iyi vakit geçirdiğim zamanlarda hastalıkla ilgili hiç bir şikayetim olmuyor fakat ne zaman aklıma ben hastayım acil wc bulmam lazım, wc si olmayan yerde ne işim var gibi düşünceler beynime saplanınca birden hastalık beni ele geçiriyor. o yüzden bu konuları aklıma getirmemeye çalışıyorum. birde denemediğim ot denemediğim ilaç kalmadı ama sonuç aynı. Bu hastalığın tedavisi insanın kendisi. birde şu makaleyi buldum 5 adımda ibs tedavisi diye bakın arkadaşlar faydalı olabilir. http://www.box.com/s/sh4aabgy1e94841419x5
Yorum tarafından mustafa — 01/05/2012 @ 11:45
bende 5 senedir mide ve bağırsak bölgemdeki kram ve ağrılardan şikayetçiyim. gitmediğim doktor endoskopi kullanmadığım ilaç, aktarlardan şifalı otlar vs. vs. bide bunların üstüne kilo alamama ve iştahla yemek yiyememe problemleri. nasıl iştah olsun ki karnı bağırsaklarımda sürekli şişkinik ve ağrı. artık sadece yaşamak için zorla vucudum dirençsiz kalmasın diye yemek yiyebiliorum. ayaş la ilgili yazılanları okudum gidicem İNŞALLAH bu arada 1 haftadır karanfil yağı kullanıorum bunu sizlerle paylaşmak istedim karın bölgeme ve bel bölgeme masajla sürüyorum bel ağrısından da muzdaribim sindirim sisitemi rahatsızlıkları bel bölgesinide etkiliomus; karanfil yağı doğal ağrı kesici bende işe yaradı ağrıyı kesiyo ama sürekliliği yok ama ben gün içinde 4-5 kere ağrım oldugunda sürüyorum faydasını da gördüm tavsiye ederim arkadaslar ALLAH hepimizin yardımcısı olsun, sifa versin…
Yorum tarafından Candaş AKAR — 05/05/2012 @ 11:22
Mustafa arkadaşım bulduğun makale mutlaka sıkıntılarınızı yok edecek.”Bireysel farkındalık üzerine denemeler ”isimli blogta da şeker, et,maya,yumurta,un gibi yiyecekler diyetten çıkarıldığında,bitki ve yoga ile 3 ayda iyileşme görülüyor.Ben bu şekilde iyileştim.Muzaffer arkadaşım etle iş bitmiyor,maya,şeker ve un bunları da çıkar diyetten.
Yorum tarafından umut — 09/05/2012 @ 07:45