Yazmasam olmazdı.

08/07/2005

Uluslararası Standartlarda Çekememezlik

Kategori: Günlük Yaşam — gulusturkmen @ 12:27
Tags: , , ,


Cumhuriyet’in Bilim-Teknik ekinden öğrendim ki, “çekememezlik” duygusu yeryüzünde sadece insanlara özgüymüş. Ne korkunç, değil mi? Daima “iyi” bir insan olabilmek isterdim, artık niye ara sıra kısa devre yaptığımı biliyorum: Genlerimde “çekememe” tohumları yeşeriyor!

 

Birbirine katlanamayan, birlikte geçinemeyen, gündelik hayatta sürekli itişip kakışan aile bireyleri, çocuklar, öğrenciler, topluluklar, politikacılar, bakanlar, ülkeler… Bunlardan bahsederken çoğunlukla sorunu kendi halkımızda bulma eğilimindeyiz. “Bizim ülkede…”, “Türkiye’de”, “Bizim halk böyledir işte” gibi sözleri pek düşünmeden sarfediyoruz. Çekememezliklerin de sadece ülkemizde mi yaşandığını düşünüyoruz? İnanın, iş genetik yapımıza gelip dayanınca, aldığımız eğitimin kalitesi bile pek işe yaramıyor…

 

Size küçük bir hikâye.
Bir kızınız olduğunu düşünün, 17–18 yaşlarında bir Türk kızı. Ve farz edin ki onunla birlikte yurtdışında yaşıyorsunuz, ve kızınızı şehrin en elit, en seviyeli okullarından birinde okutma şansını yakalamışsınız. O ise yaşadığınız ülkenin dilini, kültürünü öyle iyi öğrenmiş ki, söylemese Türk olduğunu kimse bilemez. Bir gün okuldan geliyor ve size şöyle diyor: “Bugün olanlara inanamıyorum. Bu okulda ruh hastası insanlar var!” Ve anlatıyor: “Bugün haç biçiminde bir küpe taktım” (Farz ediyorum ki burada hemen şaşırıp kızınıza niye bir Müslüman olarak böyle bir şey yaptığını soruyorsunuz, ve –sizi tanımıyorum ama- diyelim ki bunu sakin bir ses tonuyla yapıyorsunuz) “Çünkü haç son yıllarda bir moda malzemesi olarak kullanılıyor, ben de şeklini çok seviyorum, kullanmak istiyorum” diyor hiç tereddüt etmeden, samimi ve kendinden emin. “Sadece bu yüzden. Söylesene, özgür bir ülkede değil miyiz? İstediğimi giymeye hakkım yok mu? Onların dinine hakaret edecek herhangi bir şey yapıyor muyum?” (Diyelim ki sessiz kaldınız, o da konuşmaya devam etti) “Ama sınıftaki o burnu kalkık üç-beş kız var ya, ne yaptılar biliyor musun? Önce niye bu küpeyi taktığımı sormaya teşebbüs ettiler. Neden soruyorsunuz dedim. Sen Hıristiyan mısın dediler. Hayır, bu sizi niye ilgilendiriyor dedim. Hıristiyan değilsen bu küpeyi takamazsın dediler. Sanki parasını onlar vermiş, sanki okulun kıyafet polisleriymiş gibi! Ne istersem takarım diye cevabımı yapıştırdım! İyi mi?” (Sizce iyi mi?) Kızınız devam ediyor: “Bir de utanmadan üstelediler: Takma onu! Resmen bana emir verdiler. Hiçbir cevap vermedim, döndüm gittim, ama nasıl sinir oldum bir bilsen. Bunlar kendini ne sanıyor?”
Ne yaparsınız? Kızınıza ne anlatırsınız? Ona küpesini çıkarmasını mı söylersiniz? Eğer öyle ise, bunu kızınız Müslüman olduğu ve haç küpe takmasının haram olduğunu düşündüğünüz için mi, yoksa Hıristiyan arkadaşlarını incitmemesi gerektiği için mi söylersiniz? Her iki durumda, sebebi dini olsun veya olmasın, benim gözümde siz de toleransı düşük bir insan olursunuz. Ama eğer kızınıza, arkadaşlarının toleranssız olduğunu anlatırsanız, eğer onları umursamayabilecekse istediği küpeyi takmasını, ama kendisi için stres sebebi olacaksa küpeyi başka günlere saklamasını söyleyebilecekseniz, o zaman kanımca toleranslı davranmış olursunuz. Tabii bu benim tartışılabilir, kişisel görüşüm.

 

Şimdi, böyle saçma hikaye olmaz diyenlere cevap: Hikaye gerçek, kahramanı da benim. Bahse girerim, Avrupalıları daha toleranslı bilirdiniz…

Henüz Yorum Yok »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.